/Akıllı Sözleşmelerin Hukuk Düzeni İçerisindeki Yeri

Akıllı Sözleşmelerin Hukuk Düzeni İçerisindeki Yeri

Hits: 831

Doç. Dr. Memduh ASLAN

Av. Aslıhan ÇAKMAZ

“Akıllı sözleşme”, dijital paraların popüler olmasıyla her geçen gün daha fazla gündeme gelmeye başlamış bir kavram olup, çalışmamız bu kavram üzerinden bir kısım hukuki değerlendirmeler içermekte ise de daha en başta bu kavrama yüklenen“sözleşme” anlamına bir çekincemiz olduğunu belirtmek isteriz. Zira, kavramın bu şekilde kullanımı; akıllı sözleşmeler ile blok zincirin sadece kripto paraların değişim platformu özelliği olmadığı, ayrıca kişiler arasında yapılan sözleşmelerin hiçbir aracı kullanmaksızın güvenli bir şekilde uygulanabileceği iddiasını içermekte ise de aşağıda yer vereceğimiz hususlar çerçevesinde –en azından şimdilik-bu kavrama ihtiyatla yaklaşılması gerekmektedir.

Anayasamızın 48. maddesi gereğince herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunun 26. maddesi gereğince de taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. O halde genel anlamda “akıllı sözleşme” düzenlemenin önünde yasal bir engel yoktur.

Hukuk düzeninde bir sözleşme tipiklik özelliğini ancak belirli hukuk normlarına bağlanması ile kazanabilir. Bu nedenle “akıllı sözleşme” dediğimizde bunun artık hukuki bir kavram kabul edip herkesin aynı şeyi anlaması veya hukuk düzeninin her defasında aynı kuralları uygulaması için kavramın tipiklik kazanması gerekir.

Dijital teknolojinin gelişmesi ile akıllı sözleşme kavramı (tanım üzerinde çekincelerimiz olmakla birlikte) şu şekilde tanımlanmaya çalışılmaktadır:

·        Akıllı sözleşmeler sayısal kodları barındırır, bu yönüyle klasik sözleşmelerden ayrılır,

·        Tarafların irade beyanları yazılımın parçasıdır,

·        Akıllı sözleşmenin konusu günümüzde çoğunlukla kripto para ile alınabilen ve kullanılabilen dijital ortamda sahip olunabilen  varlıklarıdır.

·        Blok zincir teknolojisinin getirdiği bir yeniliktir.

·        Akıllı sözleşmelerin tarafı gizlidir.

·        İçerik usulsüzlüğü önlemek için yetkili kişilerce görülebilir.

·        Belirli bir süre sonra kendiliğinden yürürlükten kalkar

·        Akıllı sözleşmeler ileride fiziki malvarlığının el değiştirmesinde de kullanılabilir.

·        Otomat makinelerinin çalışma mantığı akıllı sözleşmelere benzer.

·        İfa edilebilirliğinin belirli bir olaya ya da şarta bağlı olması gerekir.

·        İleride tapu kayıtlarının tutulması ve mülkiyet hakkının ispatında güvenlik sağlar.

·        Fikri mülkiyet hakları da blok zincirde korunabilir.

·        Merkeziyetsizdir (hiç bir devletin veya belirli bir gücün kontrolünde değildir).

“Akıllı Sözleşme” kavramını, her ne kadar içerisinde sözleşme ifadesi geçse de bir sözleşme olmaktan ziyade, “hukuk düzeni tarafından kabul edilen sözleşme türlerinin blok zincir teknolojisinde uygulama yolları arayışı” olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. Bu arayış içerisinde olanlar bakımından sözleşmelerin hukuki anlam kazanabilme şartlarının iyi irdelenmesi gerekmektedir.

Bir belgenin hukuki nitelik kazanması için dört unsura aynı anda sahip olması gerekir. Bu dört unsurun temel amacı kişiyi bağlayan belgenin sonradan değiştirilemeyeceği veya düzenlenemeyeceğini garanti altına alması gerekir. Bu unsurların varlığını ortaya koyan yöntemlerin de hak aranan yerde uygulanan hukuk düzeninde aynı zamanda tanınıyor, kabul ediliyor olması gerekmektedir. Bir belgenin bu manada hukuki (bir hakkı ispatlayan özelliği) olabilmesi için şu unsurları taşıması gerekir:

1.     Yazılı: Belgenin yazılı olması gerekir.

2.     Anlamlı: Yazıların herkes tarafından anlaşılabilir şekilde ve anlamlı olması gerekir

3.     Düzenleme Zamanının Belirli: Ne zaman düzenlendiğinin belli olması gerekir

4.     İmzalı: Yükümlülük altına girenin imzasına sahip olması gerekir.

Bu dört unsur belgenin değiştirilmediğini veya sonradan düzenlenmediğini tespit edebilecek şekilde bir arada bulunmalıdır. Blok zincir teknolojisinin vaat etmiş olduğu husus yeni bir ihtiyaca cevap değildir. Blok zincir teknolojisini bu ihtiyaca yeni bir yöntem denemesi olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte yazılılık kavramı da değişmeye başlamıştır. Kişinin çivi ile taş tablete kazıdığı metinlerden, sayısal ortamda klavye ile yapılan sayısal kod girişlerine kadar yazılılık kavramı evrilerek genişlemiştir. Yazılılık unsurunun kabul edilmesi, ortaya çıkan herhangi bir anlaşmazlıkta anlaşmazlığı çözecek tarafın bu belgeyi okuyabilme kabiliyetine bağlıdır.Blok zincirde kullanılmak istenen akıllı sözleşmelerin hukuki niteliğe sahip olup olmadığını dört unsur bakımından irdelemek gerekmektedir.

Blok zincir teknolojisinde kullanılan kriptolama (şifreleme) yönteminin, yapılan kaydın  sonradan oluşturulmadığı ve değiştirilemez olmasını sağladığı iddia edilmektedir. Teknik bir husus olduğundan değerlendirmemizde bu iddianın doğru olduğu kabul edilecektir. Türk hukuku bakımından;

1.     Yazılılık Bakımından

Türk hukukunda yazılılık unsuru için bazı sözleşme türleri haricinde yazının nereye yazılacağı yönünde bir şekil şartı öngörülmemiştir. Akıllı sözleşmelerin özel bir şekil şartı gerekmeyen sözleşme türleri bakımından dijital ortamda olmasının bir önemi yoktur. Yazılı olması hukuki belge unsuru bakımından yeterlidir. Bu anlamda bir metnin bilgisayar veya sair görüntüleme araçları ile okunabilecek olması yazılılık unsurunu tamamlayacaktır. Yazı ister kâğıttan ister taştan isterse ekrandan aynı kelimelerle okunabiliyor ise yazılık unsuru var kabul edilir.

2.     Anlamlılık Bakımından

Akıllı sözleşmeler yazılım dili (kod) kullanılarak oluşturulmaktadır. Anlamlık bakımından metnin içeriğinin anlamlı olması yeterli değildir.Aynı zamanda bu metinden özel bir yeteneğe sahip olmadan ortalama bir kişinin elverişli araçlar kullanılarak yazıların yer aldığı ortamdan okuduğunda anlam çıkarabilmesi gerekir. Bu anlam, okuyan herkes tarafından aynı şekilde anlaşılmalıdır. Bugün için akıllı sözleşmede kullanılan yazılım dilinin (kodlarının) ortalama bir kişi tarafından okunup okunamayacağı önemlidir. (Okuma yazma bilmeyenlerin mevcut yazılı belgeleri okuyamaması tartışması burada yapılmayacaktır.). Bugün için ortalama bir kişinin bu kodlarda ne denmek istendiğini anlayabilmesi veya bunu okuyabilmesi beklenemez. Ancak ileride bu yazılım dilinin artık ortalama bir kişi tarafından bilindiğinin kabul edilebileceği koşullar doğduğunda bu unsur da gerçekleşmiş kabul edilecektir. Önemli olan nokta sözleşme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine karar verecek olan kişinin aracısız olarak bu belgeyi anlayabilmesidir.

3.     Düzenleme Zamanı Bakımından

Dijital ortam bakımından zaman damgası kesin zamanı belirlemek için kullanılmaktadır. Zaman damgası, bir elektronik verinin üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı, kaydedildiği zamanın tespit edilmesini sağlayan elektronik bir veridir ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nda tanımlanmaktadır. Dijital belgenin düzenleme zamanının hukuki nitelik kazanabilmesi için zaman damgası üretmeye yetkili kuruluşlarca üretilmesi gerekmektedir. Mevcut koşullarda blok zincirde üretilen zaman damgaları belgenin düzenleme zamanı koşulunu tamamlamaya elverişli değildir. Diğer taraftan zaman damgası olmasa da elektronik imza da imzalama tarih verisini içerdiğinden elektronik imza tarihi  zaman unsurunu tamamlamak için yeterli kabul edilecektir.

4.     İmza Bakımından

Akıllı sözleşmelerin hukuki nitelik kazanması için ilk üç unsuru zamanla kazanması mümkün görünmektedir. Ancak temel sorun, akıllı sözleşmelerin taraflarını gizli tutmasıdır. Tarafları gizli tutulduğunda sözleşme yükümlülüğünü tespit etme olanağı olmayacaktır. Taraflar ihtilaf halinde kimliklerini açıklamaları veya hukuk düzeninin gerçek ve tüzel kişi tanımında kripto kişi tanımına yer vermesi ve hukuk düzeninin kripto kişiliğe hak arama yetkisi ve bir yükümlülüğü yerine getirebilme sorumluluğu yükleyebilmesi halinde bu unsurun gerçekleşmesi de mümkündür. Mevcut koşullarda tarafların kimliklerini ifşa etmekten başka bir yol yoktur. Taraflar kimliklerini ifşa ettikten sonra bu belgenin kendilerini bağlayabilmesi için bağlayıcı imzalarının belgede yer alması gerekir. Yine hukuk düzenimizde bunun için güvenli elektronik imzanın kullanılması gerekir. Blok zincir cüzdanlarının kullanılmasında yer alan özel anahtarlar hukuk düzenimizde imza olarak kabul edilmemektedir. Diğer taraftan ticari işler için tacirlerin sözleşmeye uygun davranışlarda bulunması halinde imza unsuru eksik olsa bile sözleşme ile bağlı tutulması da mümkün olduğunu göz önüne almak gerekir.

“Akıllı sözleşmeler”, detayda bir sözleşme türü değil, sözleşme koşullarının karşılıklı gerçekleşmesi halinde sözleşme yükümlülüğünün yerine getirileceğini garanti etmeye çalışan bir mekanizmadır. Dolayısı ile akıllı sözleşmeleri mevcut sözleşme yöntemlerine alternatif olarak görmek, umulanın aksine bu teknolojik imkânın kullanılmasını ve yaygınlaşmasını engelleyebilecek hatalı bir yaklaşım olacaktır. Akıllı sözleşmelerin hukuk düzeni içerisinde kullanılması konusunun detaylarına ilerideki yazılarımızda yer verilecektir.

21.09.2018